Hukuk Çevirisi

Hukuk alanı teknik alan çevirisine girmekle birlikte, teknik alandan farklı olarak uluslararası bir terminolojiye sahip değildir. Bu alanda çalışanların diğer teknik alanlarda olduğu gibi profesyonel olarak ortak paylaştıkları bir dil olmadığı anlamına gelir. Bunun temel nedeni hukuk alanının normative bir yapıya sahip olmasıyla ilgilidir. Normatif kavramının yönlendirici etkisinin “norm” tanımından kaynaklandığı söylenebilir. Normlar kural ve yasalar gibi ceza ya da yaptırım gücüne sahip olmamakla birlikte toplumsal düzeni sağlamak üzere topluluğa özgü ya da toplumsal uzlaşmaya dayalı olarak belli bir davranış şeklinin benimsenmesi sonucu ortaya çıkan beklentiler şeklinde tanımlanabilir (Hermans 1999: 73). Bu aynı zamanda her toplumun kendi kültürel, siyasal yapısına, toplumsal gereksinimlerine ve çevre/doğa koşullarına dayalı olarak kendine özgü bir hukuk sistemi geliştirdiğine de işaret eder. Örneğin, İngiltere ve Amerika aynı dili paylaşmalarına karşın farklı hukuk sistemlerine sahiptir. Bunun tam tersi durumlarla da karşılaşılabilir. Örneğin, aynı hukuk sistemine sahip olmakla birlikte İtalyanca, Fransızca ve Almanca gibi farklı dilleri kullanan İsviçre’dir (Kockbek 2009: 296-297). Kuşkusuz hukuk alanında en temel sorunlardan birisi de hem hukuk sistemi açısından, hem de dilsel açıdan birbirine uzak kültürlerin küreselleşme sonucu uluslararası arenada biribirini asimile etmek yerine birbirini tamamlayıcı yaklaşımları benimsemesinden kaynaklanır. Söz konusu yaklaşım hukuk çevirisinde sorunları iki kat daha artırır. Buna Birleşmiş Milletler ya da Avrupa Birliğinde sürdürülen yoğun translation studies örnek gösterilebilir. Ne var ki, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliğinde yaşanan çeviri etkinliği süreçleri birbirinden farklı olup, uluslarararası hukukta Birleşmiş Milletlerde oluşturulan metinlerin sonraki uluslararası yapılanmalara model oluşturduğu söylenebilir.


Bütün bu yukarıda söylenen sorunlara ek olarak hukuk alanının kapsamının geniş olması, farklı disiplinlerin alanına giren konularda da işlevsel bir rol üstlenmesine neden olmaktadır. Bir başka deyişle, hukuk alanı sadece Katherina Reiss’ın operative text adını verdiği yasal belge niteliği taşıyan nüfus cüzdanı, tapu, vekaletname, vasiyet, diploma, telif sözleşmesi gibi evraklarla sınırlı olmayıp yasa, yönetmelik, uluslararası anlaşma, sigorta, patent, duruşma ve dava tutanakları gibi farklı işlevleri yerine getiren metin türlerini de içine almaktadır. Örneğin, çevrenin korunması, halk sağlığı, ya da tren, otobüslerdeki uyarı levhalarındaki iletiler yerine getirilmediği takdirde cezalandırmayla sonuçlandığından yine hukuk çevirisinin kapsamına girer. Bu anlatılanlardan da anlaşılacağı üzere yukarıda sayılan metin ve subtext türleri sadece hukuk alanını ilgilendiriyor gözükse de, gerçekte günümüzde alanların iç içe girdiğinin bir işareti olarak da değerlendirilebilir. Örneğin, sağlık sigortası, hem sigorta hukukunu, hem de bir ölçüde sağlık ve tıp terminolojisiyle ilgili bilgiyi gerektirebilir. Aynı şekilde iş sözleşmesi hem iş hukukunu, hem de iktisat bilgisini kapsar. Kuşkusuz çevirmenin bu alanlarda konu alanı bilgisinin uzman düzeyinde olması beklenmemekle birlikte, uygulama alanındaki deneyimi bir süre sonra sürekli çeviri yaptığı alanda bilgi birikiminin pekişmesini sağlar. Burada en büyük fark konu alanı uzmanının aldığı kararlarda dokunulmazlığı varken, çevirmen sürekli eleştiri malzemesi olmaya açık bir konumda bulunmasıdır. Gerçekte hukuk alanında çevirmenden beklenen erek kültürde iletinin doğruluk ilkesini (authenticity) koruyarak “kabul edilebilir” düzeyde çeviri işlemlerini yerine getirmesidir. Bu süreçte text type ve dil kullanımsal özelliklerin farkında olunması ve konu alanıyla ilgili alan jargonunun doğru kullanımı yanı sıra çevirmenin çeviriyi hangi amaçla ve kim için çevireceği büyük önem taşımaktadır (Eruz 2008: 30-31).


Hukuk çevirisinde kuşkusuz bu sorunların temelinde sistem farklılıklarından, uluslarlararası yapılanmalardan ve dilsel engellerden kaynaklanan sorunlar yer almaktadır. Bundan sonraki bölümlerde hukuk alanı sistem, uluslararası yeni yapılanmalar veya oluşumlar ve dilsel sorunlardan yola çıkılarak genel hatlarıyla çeviri işlemleri açısından tartışılacak ve bu sorunların birbirinden yalıtlanamadığı gibi birbiriyle de doğrudan ilişkisi de anlatılmaya çalışılacaktır.