Sosyal Bilimlerin Bir Alt Alanı Olarak Çeviribilim

Sosyal bilimler çeviribilimi sosyal bilimlerin bir alt alanı olarak görür. Bu yönüyle vurgulanması gereken en temel özelliği toplumsal bir konu veya olguyla bağının kurularak toplumsal bir işlev yerine getirmesidir. Bu iki soruyu gündeme getirir: bunlardan birincisi çeviribilimin sosyal bilimlerle ilişkisinin saptanması; ikinci soru ise, sosyal bilimlerde izlenen yöntemlerin çeviri olgusuyla bağlantısının kurulmasıdır.


Birinci soruya yanıt çeviri olgusunun sadece çeviri metinlerle sınırlı olmayıp, iletişimsel bir eylemin ürünü olmasıdır. İletişimin toplumların varlık nedeni olduğu düşünülecek olursa, çevirilerin de günümüz dünyasında uluslararası bir iletişim aracı olarak en temel gereksinimlerden biri olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ancak bu işlevin toplumda gerçekleşmesi, amacı olan bir dizi eylemin yerine getirilmesiyle mümkündür. Bu ise, hem işbölümü hem de işbirliğini gerektiren bir durumdur. Çeviri bağlamında ise, çeviriye talep olmadan çeviri eylemine girilmeyeceği anlamına gelir. Ancak toplumda böyle bir talebin doğması beraberinde işvereni, source text yazarını ve iletişim uzmanı çevirmeni, editör, düzeltmen ve erek kitleyi de çeviri eyleminin içerisine sokar. Bu ise, bir yandan çevirilerin toplumsal bir olgu olarak “işbölümüne” ve “işbirliğine” dayalı yönünü ortaya çıkarırken, öte yandan da çeviri olgusunun salt metinlerle sınırlı olarak incelenemeyeceğine işaret eder. Buradan da anlaşılacağı üzere temeli iletişime dayalı toplumsal bir olgu olarak çeviribilimin sosyal bilimlerle doğrudan bir bağı vardır. Bundan böyle, sosyal bilimlerin bir alt alanı olarak çeviriler üzerinde yapılan araştırmaların toplumsal işlevinin sorgulanması söz konusu disiplinin akademik çevrede kabulünün baş koşuludur. Bu çeviribilimin kaçınılmaz bir görevidir. Üstelik bu alanın çeviri tarihi, çeviri etiği, çevirmenlik mesleği, çeviri eğitimi, çeviri kuramı şeklindeki alt alanları sosyoloji, felsefe, dilbilim, hukuk, tarih, iktisat, eğitim bilimleri gibi konuları kapsamına alan sosyal bilimlerle birbirini tamamlayan ve örtüşen yönlerini gösterir. Bu aynı zamanda sosyal bilimlerle doğrudan ilişkisinin kanıtı olarak da değerlendirilebilir. Örneğin, sosyal bilimlerin bir alt alanı olarak dilbilim ve çeviribilim karşılaştırılacak olursa birisinin dil edimini, ötekisinin de uluslar arası iletişimde çeviri edincinin gelişmesine katkısı her iki alanın birbiriyle yakın bağını gösterir.


Sosyal bilimlerde izlenen yöntemlerin çeviri olgusuyla bağlantısının kurulmasıyla ilgili ikinci soruya yanıt ise, sosyal bilimlerin geleneksel olarak bireysel yoruma ya da eleştiriye dayalı geleneksel araştırma yöntemlerinden farklı olarak günümüzde “görgülüğü” de bilimsel araştırmada ölçüt almasıdır. Buna göre yapılan araştırmanın naturalistic ya da experimental gerekir. Daha da açılacak olursa doğa bilimleri alanındaki “gözleme dayalı” araştırmada koşullar önceden belirlenmemiş olup, araştırmacının anlıksal süzgecinden geçerek “olası ilişkileri” ortaya çıkarmayı hedefler. Gideon Toury’e göre ise, “olası ilişkilerin incelenmesi” kuramsal araştırmanın alanına girer. Bir başka deyişle olası ilişkilerden yola çıkarak bilim adamının öznel olarak gerekçelendirebileceği varsayımsal bir çerçeve ya da model oluşturmak, “var olan” bir kuramı farklı çerçevelerde sorgulayarak alana yeni bir görüş ya da perspektif kazandırmak gözleme dayalı araştırma olarak değerlendirilebilir. Bu yönüyle söz konusu yöntem de zaman sınırlaması olmadığı gibi, öznel ve nitel yönünün ağır bastığı öne sürülebilir. James Holmes’un tanımıyla bu tür araştırmalar “genel” (general) araştırma kapsamındadır. Öte yandan deneysel araştırmada araştırmanın amacına göre koşullar önceden belirlenmekle birlikte araştırmada nesnellik ölçütü belli koşullarda denek veya inceleme gerecinin “rastgele” yöntemle seçilmesini gerektirir. Bunun altında yatan neden deneysel araştırmada kısmi örnekten elde edilen verilerin elden geldiğince geneli yansıtacak nicel sonuçlan verecek hedeflenmiş olmasıdır. Bundan böyle araştırma koşullan söz konusu hedefe göre hazırlanır. Araştırmada amaç öne sürülen tezin elde edilen verilere göre smanabilirliği ve nesnelliğini ön plana taşımaktır. Araştırmacının öznel çıkarsama veya yorumları yerine belirli bir zaman kesiti içerisinde elde edilen bulguların nicel olarak istatistik veya sayısal verilerle desteklenmesi sözkonusu araştırma şeklinin bileşenleri olarak kabul edilebilir. Bundan böyle, “deneysel araştırma” çeviribilim kapsamında “kısmi” araştırma olarak tanımlanmakta olup, bu tür araştırmalarda kullanılan yöntem descriptive'dir.


Bu anlatılanlar ışığında sosyal bilimler alanı olarak çeviribilimde deneye ve gözleme dayalı olmak üzere her iki yöntemin de kullanılabilir olması bu alanın en üst düzeyde kültürlerarası iletilişim kurma işlevini yerine getirmeyi hedeflediği ve sadece “inceleme malzemesi” açısından değil, “yöntem” açısından da sosyal bilimler alanıyla örtüştüğü görülür. Ayrıca disiplinlerarası ilişkilerden doğmuş bir bilim dalı olarak sosyal bilimler alanındaki edebiyat, dilbilim kültür incelemeleri, sosyoloji, karşılaştırmalı yazın alt alanlarıyla ilgili olan organik bağı onun artık bağımsız bir bilim dalı olarak bu üst başlık altında yer almasını haklı kılar.